içinde

Ludwig van Beethoven | Hayatı ve Eserleri (1770 – 1827)

Ludwig van Beethoven meşhur 5. Senfonisi ile çoğumuzun aklında yer etmiş Alman bir bestecidir.

Ludwig van Beethoven
Ludwig van Beethoven

Ludwig van Beethoven meşhur 5. Senfonisi ile çoğumuzun aklında yer etmiş Alman bir bestecidir. Diğer eserlerinden birçoğunu da işitme kaybı yaşadığı dönemde bestelemiştir.

Ludwig van Beethoven Kimdir?

Ludwig van Beethoven Alman bir piyanisttir ve aynı zamanda müzik tarihinin en dahiyane bestecilerinden sayılır. Alışılmışın dışındaki müzikal vizyonuyla enstrümantal ve vokal bölümleri harmanlayarak sonat, senfoni, konçerto ve dört sesli parçalara yeni ve zengin bir bakış açısı sunmuştur. Batı müziğinde Beethoven, klasik dönemden romantik döneme geçişin en önemli isimlerindendir. Hayatının büyük bir bölümünde işitme kaybına karşı mücadele eden Beethoven, en önemli eserlerini de yaşamının son 10 yılında, işitme kaybının en hat safhada olduğu dönemde bestelemiştir. Vefat ettiğinde ise yalnızca 56 yaşındadır.

Doğum Günü Hakkındaki Tartışma

Beethoven’ın doğum tarihi 16 Aralık 1770 diye bilinmektedir. Kutsal Roma İmparatorluğu’nda bir kilise prensliği olan Köln Elektörlüğü’nün Bonn şehrinde dünyaya gelmiştir. 16 Aralık tarihi her ne kadar kesin bilgi olmasa da öyle kabul edilmesi için birçok kanıt vardır. Beethoven 17 Aralık 1770 tarihinde vaftiz edilmiştir. O zamanın gelenek ve göreneklerine göre bebekler doğduktan sonra en geç 24 saat içinde vaftiz edildiğinden dolayı gerçek doğum gününün 16 Aralık olması gayet mümkündür. Fakat Beethoven, 1770’te doğduğuna dair her ne kadar resmi belge gösterilse de, 1772 yılında doğduğunu söyleyip aksini iddia eden kanıtları hiçe saymıştır.

Beethoven’ın Ailesi

Beethoven‘ın yedi kardeşinden yalnızca ikisi yetişkinliğe erişecek kadar yaşayabilmiştir: Caspar (1774) ve Johann (1776). Anneleri Maria Magdalena van Beethoven narin olmasına rağmen neyin dogru neyin yanlış olduğuna çok önem veren ahlaki değerlere sahip biridir. Babası Johann van Beethoven ise saray halkına şarkı söyleyen fakat vasat müzikalitesinden çok alkolikliği ile ilgi çekmeyi başarmış biridir. Babasının aksine büyükbabası, aynı zamanda vaftiz babası ve adaşı, Kapellmeister Ludwig van Beethoven, Bonn şehrinin en seçkin müzisyenidir ve bu sebeple de küçük Beethoven için bir gurur kaynağı olmuştur.

Beethoven’ın Kötü Geçen Çocukluğu

Beethoven'ın çocukluğu
Beethoven’ın çocukluğu

İki küçük kardeşinin doğumundan sonra Beethoven‘ın babası ona daha önce görülmemiş bir şiddet ile müzik öğretmeyi kendine görev edinmiştir. Babasının bu zalim yaklaşımının etkisi Beethoven‘ın peşini hayatının geri kalanında da hiç bırakmamıştır. Komşularının anlattıklarına göre Beethoven daha çok küçükken ve çaldığı tuşlara taburesiz yetişemiyorken bile babası her hatasında veya tereddüt ettiğinde onu ağlatana kadar dövermiş. Neredeyse her gün kâh kamçılanarak kâh mahzene kapatılarak farklı farklı eziyetlere maruz kalan Beethoven, biraz daha muzik çalışsın diye uykusuz bırakılırmış.

Bunların üstüne babasıyla keman ve klavye dersleri yaptıktan sonra işi şansa bırakmamak için çevredeki müzisyenlerden de ek ders alırmış. Babasının bu gaddarca ve tuhaf öğretim tarzından mı yoksa Beethoven’ın müziğe doğuştan gelen yatkınlığından mı olduğu bilinmemekle birlikte Beethoven‘ın küçük yaşlarından beri hep müziğe karşı olağanüstü bir yeteneğe sahip olduğu bilinmektedir.

Beethoven’ın Eğitimi

Mozart’ın genç yaşta müzik dehası ilan edilmesinden esinlenen Johann, kendi oğlunun da öyle tanınması umuduyla Beethoven’ın ilk halka açık resitalini 26 Mart 1778’de düzenlemiştir. İşin tuhaf yanı, resitalin tanıtımına “6 yaşındaki küçük oğlum” yazmıştır. Beethoven aslında 6 değil 7 yaşını doldurmuş olsa da, Mozart İmparatoriçe Maria Theresa için verdiği konserde 6 yaşında olduğundan böyle bir tanıtım olduğu öne sürülmektedir. Küçük Beethoven her ne kadar etkileyici bir şekilde çaldıysa da resitali pek ses getirememiştir. Hatta onu izleyen ve sonrasında beraber ilkokula gittiği arkadaşlarından biri, Beethoven hakkında “resitalden sonra bir daha o deha kıvılcımına asla rastlayamayacakmışız resmen” demiştir. Bu kinayeli yorumun açıklaması da şöyledir:

Tirocinium’da1 öğrenci olan Beethoven, okuma, yazma ve matematik konusunda zorlandığından okulda yalnızca vasat bir öğrenci olmuştur. Arkadaşı resital sırasındaki dahiyane ışıltısına yakıştıramamış olsa gerek yaptığı yorumla Beethoven’ın sahnede ve okulda ne kadar farklı olduğunu dile getirmiştir. Bundan dolayı bazı biyografi yazarları onun disleksik olabileceğini bile öne sürmüştür. Beethoven’ın kendisi de “müzik bana kelimelerden daha kolay geliyor” demiştir zaten.

Kronolojik sırayla devam edecek olursak 1781’de (yani 10 yaşındayken) Beethoven okuldan alınmıştır. Tam zamanlı müzik çalışmak için yeni atanan saray orgcusu Christian Gottlob Neefe’in yanına verilmiştir. 12 yaşındayken de ilk bestesi yayımlanmıştır. Eserin içeriği, adı sanı çok bilinmeyen Dressler adlı bir klasik bestecinin yazdığı bir melodik tema üzerine birtakım piyano varyasyonlarından oluşmaktadır.

1784’te ise Beethoven’ın babası, ilerleyen alkolizmi ve kalıcı ses kısıklığından dolayı kendi ailesine bakamaz hale gelmiştir. Bu nedenle de Beethoven, hala genç olmasına rağmen, yardımcı saray orgcusu olmak için talepte bulunmuştur. Talebi kabul edilmiş ve yıllık 150 florin2 alacak şekilde sarayın maaş çizelgesine eklenmiştir.

Beethoven ve Mozart

Beethoven ve Mozart
Beethoven ve Mozart

Beethoven’ın Mozart ile çalışıp çalışmadığı hatta görüşüp görüşmediği bile kesin olmamakla birlikte, 1787’de, saray Beethoven’ı Avrupa’nın kültür ve müzik başkenti olan Viyana’ya yollamıştır. Saraydakilerin Beethoven’ın müzikal açıdan gelişmesini hızlandırmak için yaptığı bu plan zaten Mozart ile tanışıp beraber çalışmayı uman Beethoven için bir fırsattır.

Rivayete göre, Beethoven’ı duyan Mozart “Gözünüzü ondan ayırmayın; bir gün gelecek ve o bütün dünyayı sarsacak” demiştir. Viyana’da ancak birkaç hafta kalabilen Beethoven, annesinin hastalandığı haberini duyunca ayağının tozuyla Bonn’a dönmek zorunda kalmıştır. Fakat eve dönmesi onun müzik kariyerini durdurmamıştır. Aksine, bulunduğu yerden çalışmalarını sürdürmeye devam etmiştir. Şehrinin en umut vadedici genç saray müzisyeni olarak nam salmıştır.

Bestecilik Kariyerinin Başları

Kutsal Roma İmparatoru II. Joseph 1790’da öldüğünde, 19 yaşındaki Beethoven onun onuruna bir beste yapması için görevlendirilmiştir. Fakat, nedendir bilinmez, Beethoven‘ın bestesi hiçbir zaman icra edilmemiştir. Birçok kişi tarafından bu durum genç müzisyenin bu görev için yeterli olmadığı varsayımına yorulmuştur. Bundan yüz yıl kadar sonra Johannes Brahms, Beethoven’ın bestesinin aslında ne kadar “güzel ve asil” olduğunu fark etmiştir. Kantate auf den Tod Kaiser Josephs II isimli bu eser şu an Beethoven’ın ilk müzikal başyapıtı sayılmaktadır.

Beethoven ve Haydn

Beethoven ve Haydn
Beethoven ve Haydn

1792’de, Fransız devrimci güçlerin Renanya’yı geçerek Köln Elektörlüğü’ne girmesiyle Beethoven doğduğu şehri bir kez daha terk edip Viyana’ya gitmeye karar vermiştir. Mozart bir yıl önce vefat ettiğinden hala hayatta olan Joseph Haydn tartışmasız o dönemin en iyi bestecisi olarak kabul edilmektedir. Haydn o zamanlar Viyana’da yaşadığından genç Beethoven onunla çalışmaya karar vermiştir. Arkadaşı ve destekçisi olan Kont Waldstein ise Beethoven’a bir veda mektubunda Mozart’ın ölümü üzücü olsa da Beethoven’ın, Mozart’ın ruhunu Haydn’ın ellerinden alacağını söylemiştir.

Viyana’dayken kendini tamamen müziğe veren Beethoven dönemin en seçkin müzisyenlerinden Haydn’la piyano, Antonio Salieri’yle vokal kompozisyon ve Johann Albrechtsberger’le kontrpuan çalışmıştır. Henüz bir besteci olarak tanınmayan Beethoven, özellikle doğaçlamada ustalaşmış bir piyano virtüözü olarak hızla ün kazanmıştır.

Beethoven’ın Çıkış Performansı

Beethoven, Viyana’nın önde gelen aristokratları arasından birçok destekçi toplamıştır. Onların finansal ve konaklama yardımları sayesinde Köln Elektörlüğü ile bağlantısını kesmiştir. 1794 yılında Köln ile bütün bağlarını kopardıktan sonra 29 Mart 1795 tarihinde, Viyana’da, uzun zamandır beklenen çıkışını yapmıştır. Çıkış konserinde hangi parçayı çaldığı hala bir tartışma konusu olsa da o parçanın bugün birçok kişi tarafından Beethoven’ın bestelediği “ilk” do majör piyano konçertosu olduğu düşünülmektedir. Konserden kısa bir süre sonra ise Beethoven Opus 14 adı altında üç tane piyano triosu yayımlamıştır. Sonucunda hem eleştirel hem de mali açıdan muazzam bir başarı elde etmiştir.

2 Nisan 1800 ilkbaharında Beethoven, Do Majör Senfoni No.1’i Viyana Burg Tiyatrosu’nda ilk kez dinleyicilerle buluşturmuştur. Her ne kadar bu senfoni hakkında “O yıllarda doğru düzgün beste yapmayı bilmiyordum” diyerek nefretini dile getirse de Do Majör Senfoni No.1’in zarif melodisi Beethoven’ı Avrupa’nın en seçkin bestecilerinden biri kılmıştır. 19. yüzyıl ilerlemeye devam ederken Beethoven’ın hızla ve çokça beste yapması onu insanların gözünde müzikal olgunluğa ulaşmış usta bir besteci haline getirmiştir.

1801 yılında basılan Beethoven’ın Altı Yaylı Çalgılar Dörtlüsü, Viyana formları üzerinde mükemmel bir ustalık sergilemektedir. Kullandığı Viyana formlarının çokça sevilmesine rağmen bir o kadar da zor olmasını formları geliştiren fikir babalarının Mozart ve Haydn olmasına yorabiliriz. Beethoven “Prometheus’un Yaratıkları” balesini de 1801’de bestelemiştir. Prometheus’un Yaratıkları o dönemde çılgıncasına popüler olup Viyana Burg Tiyatrosu’nda tam 27 kez sahnelenmiştir. Ne yazık ki, bu kadar başarının üzerine Beethoven, işitme kaybının başladığını da yine o dönem fark etmiştir.

Beethoven’ın Özel Hayatı

Ludwig van Beethoven
Ludwig van Beethoven

Aşırı utangaçlığı, talihsiz dış görünüşü ve bunun gibi birkaç nedenden dolayı Beethoven ne evlenmiş ne de çocuk sahibi olmuştur. Fakat evlenmemiş olması hiçbir zaman aşık olmadığı anlamına gelmez. Beethoven, Antoine Brenato adlı evli bir kadına delicesine aşık olmuştur. Bu aşk ona 1812 yılında saatlerce hislerini anlatan cümleler yazdırmıştır. Ancak, iki gün boyunca yazdığı “Sana, Ölümsüz Aşkım” diye başlayan mektubunu hiçbir zaman Brenato’ya göndermemiştir. Bu mektupta Beethoven aşkını şu sözlerle anlatır: “Yüreğim sana söylemek istediğim onca şeyle dolup taşıyor – ah – kelimelerin tükendiği yerdeyim. – Neşelen – benim sana ait olduğum gibi bana ait ol, benim hep tek ve gerçek aşkım ol.”

1815 yılında Beethoven’ın kardeşi Caspar’ın ölümüyle beraber Beethoven için çetrefilli bir mahkeme süreci başlamıştır. Kardeşinin oğlu olan Karl van Beethoven’ı çok sevdiğinden ve onunla ilgilenmek istediğinden onun velayetini almaya çalışacaktır. Karl’ın annesi Johanna’dan pek haz etmeyen Beethoven yedi yıl süren uzun ve yorucu mahkemelerden sonra davayı kazanmış fakat Karl’ın sevgisini bir türlü kazanamamıştır.

Bütün bu harika eserlerine rağmen Beethoven sürekli yalnız ve umutsuzluk içinde yaşamıştır. Asabiyeti, tutarsız davranışları, pintiliği ve paranoyaklığı onun etrafındaki herkesle kavga etmesinin en büyük sebebidir. Hatta o kadar geçimsizdir ki bir gün en yakın arkadaşı ve destekçilerinden biri olan Prens Lichnowsky’nin kafasında sandalye kırmaya bile kalkışmıştır. Karıştığı bu tatsız olaylardan birinde ise Prens Lobkowitz’in kapısının önünde dikilip “Eşek Lobkowitz!” diye bütün saray sakinlerinin önünde bağırarak rezillik çıkarmıştır.

Beethoven Siyahi Miydi?

Yıllardır bir söylentidir gider, Beethoven‘ın soyu Afrika’dan geliyor diye… Bu asılsız hikayeler Beethoven’ın esmerliğinden ya da atalarının geldiği bölgenin bir zamanlar İspanyollara ait olduğundan ortaya çıkmış olabilir. İspanyollar ne alaka diye soracak olursanız, Kuzey Afrikalı Mağripliler de o zamanların İspanyol kültürünün bir parçasıdır. Müziği incelendiğinde birkaç akademisyen Beethoven’ın bazı Afrikan müziklerine özgü poliritmik yapılara doğuştan bir kavrayışı olduğunu belirtmiştir. Fakat bestecinin yaşadığı dönemde hiç kimse ona Mağripli ya da Afrikalı diye hitap etmemiştir. Bu nedenle de Beethoven’ın siyahi olduğu söylentisi birçok tarihçi tarafından reddedilmektedir.

Beethoven Sağır Mıydı?

Şu an “en ölümsüz” eserler arasında olan bazı eserlerini bestelerken Beethoven aynı zamanda da korkunç ve sarsıcı bir gerçekle uzlaşmaya çalışmıştır. 19. yüzyılın başlarında karşısında konuşanların kelimelerini seçmekte zorlanır hale gelmiştir. İşitme kaybının olduğunu kimseye duyurmak istemediğinden dolayı da bu gerçeği çaresizce insanlardan saklamaya çabalamıştır. Beethoven bu durumu 1801’de arkadaşı Franz Wegeler’e yazdığı yürek burkan mektupta şöyle anlatmıştır: “Söylemeliyim ki acınası bir yaşam sürüyorum. Neredeyse iki yıldır hiçbir sosyal etkinliğe katılmadım. Katılmadım çünkü insanlara ‘ben sağırım’ diyemiyorum, diyemem. Başka herhangi bir mesleğim olsaydı belki bu illetle başa çıkabilirdim. Ancak benim alanımda olanlar için bu korkunç bir engel.”

Heiligenstadt Vasiyetnamesi

İşitme kaybından dolayı depresyonun pençesine düşen Beethoven, çaresizliğini “Heiligenstadt Vasiyetnamesi” adıyla bilinen uzun ve dokunaklı bir belgede kaleme almıştır. Bu vasiyetnameyi yaşamı süresince insanlardan gizlemiştir. 6 Ekim 1802 tarihli belgede şöyle yazmaktadır: “Ey beni inatçılık ve asabiyetle suçlayan insanlar, bana ne kadar büyük bir haksızlık yaptığınızdan haberiniz yok. Benim size böylesine ters davranıyormuş gibi görünmemin asıl nedenini bilmiyorsunuz. Bu öylesine bir sır ki beni kendi canımı almam için sürekli dürtüklüyor. Şu anda hayatta olmamın tek bir sebebi varsa o da sanatımdır. Ah… İçimdeki hisleri müziğimle dışavurmadan bu dünyadan göçmeyi hayal bile edemiyorum”. Sanata olan bu tutkusundan olsa gerek Beethoven, hızla ilerleyen işitme kaybına rağmen, mucizevi bir şekilde besteler yapmaya son hızla devam etmiştir.

Ayışığı Sonatı

Beethoven
Beethoven

1803 ve 1812 yılları arasındaki dönem Beethoven’ın hayatındaki en başarılı dönem sayılabilir. En karmaşık, güzel ve özgün eserlerin ortaya çıktığı bu dönem Beethoven‘ın hayatının “destansı” dönemi olarak da bilinir. Bu dönemde; 1 tam soluklu opera, 6 senfoni, 4 tane solo konçerto, 5 yaylı çalgı dörtlüsü, 6 yaylı çalgı sonatı, 7 piyano sonatı, piyano için 5 set varyasyonlar, 4 tane uvertür, 4 tane üçlü, 2 altılı ve 72 tane şarkı bestelemiştir. Bu yıllar Beethoven için, tarihteki diğer müzisyenlerin hayatı ile karşılaştırıldığında da görüleceği üzere, eşi benzeri olmayan bir dönemdir. Beethoven’ın dönemin en bilindik eserleri arasında; Senfoni No 3’ten 8’e, Kreutzer keman sonatı, Fidelio adlı tek operası ve tabii ki herkesin gözdesi, melodisiyle akıldan çıkmayan “Ayışığı Sonatı” yer almaktadır.

Müziği

Beethoven’ın en meşhur eserleri arasında:

Eroica: Senfoni No. 3

1804’te, Napolyon Bonaparte’ın kendisini Fransa İmparatoru ilan etmesinden sadece birkaç hafta sonra Beethoven, Napolyon’un onuruna Senfoni No.3’ün çıkışını yapmıştır. Kendinden yalnızca bir yaş büyük olmasına rağmen bu kadar kudretli bir figür haline gelen Napoleon Beethoven da, bütün Avrupa halkı gibi, hayranlık duymadan edememiştir. Hayranlıkla karışık biraz nefret ve biraz korku olsa da Napolyon’un süper kahraman misali yetileri Beethoven’a ilham vermiştir. Napolyon’un tartışmalı doğum tarihi de belki biraz onda kendini görmesine yol açmıştır.

Sonradan Napolyon’a olan bu saplantısı sönüp gittiğinden dolayı şu ana kadarki en muazzam eseri olan Senfoni No 3’ün adını Eroica diye değiştirmiştir. Eser o kadar özgün ve yeni ki onu ilk defa gören müzisyenler parçayı çalmak için haftalarca provalarda ter döktü. Bu nedenle eser bütün müzik tarihindeki en orijinal ve en derin parçalar arasında yerini almıştır.

Senfoni No. 5

Modern dinleyicilere göre Beethoven’ın en ünlü eseridir. Senfoniyi No.5 başlangıcındaki dört meşum notayla biliyoruz. Beethoven bu eseri 1804 yılında bestelemeye başlamıştır. Fakat diğer projelerle de uğraştığından bu senfoninin bitmesi gecikmiştir. Galası 1808 yılında Viyana’da, Senfoni No.6’yla birlikte, olmuştur.

Für Elise

Beethoven Für Elise’i (“Elise İçin”) 1810’da bitirmiştir. Ancak ölümünden 40 yıl sonrasına kadar kimse varlığından haberdar olmamıştır. Alman bir müzik bilimci tarafından 1867 yılında keşfedilmiştir. Fakat Beethoven’ın orijinal el yazması o zamandan beri kayıptır. Bazı müzik bilimciler Beethoven’ın bu eseri Therese Malfatti adlı, öğrencisi olan bir müzisyen arkadaşına ithaf ettiğini öne sürmüşlerdir. Kesin olmamakla birlikte iddiaya göre Beethoven parçayı bestelerken Malfatti’ye evlenme teklifi etmiştir. Bazıları ise Beethoven’ın parçayı başka bir arkadaşı olan Alman soprano Elisabeth Rockel’e armağan ettiğini söylemişlerdir.

Senfoni No. 7

1813’te galası Viyana’da yapılan bu senfoniyi Hanau savaşındaki yaralanan askerlere yardım amaçlı 1811’de bestelemeye başlamıştır. En enerjik ve optimistik eserlerinden biridir. Beethoven bu parça için “en harika senfonim” demiştir. İkinci bölüm genelde senfoninin diğer bölümlerinden ayrı çalınır ve bestecinin en popüler eserlerindendir.

Missa Solemnis

1824’te çıkış yapan bu Katolik ayini, Beethoven’ın en başarılı eserlerindendir. 90 dakikanın biraz altında olan bu eser nadiren icra edilir. Performans sırasında bir orkestra, bir koro ve dört solist kullanılır.

Ode to Joy (Neşeye Övgü): Senfoni No. 9

1824’te tamamlanan dokuzuncu ve sonuncu senfonisi ünlü bestecinin en büyük başarısı sayılmaktadır. Senfoninin ünlü finali dört vokal solist ve bir büyük koro ile Friedrich Schiller’in şiiri “Ode to Joy”un sözlerinin söylenmesiyle yapılır. Tarihin en bilindik melodisi demek de mümkündür. Müzik duayenleri senfoninin kontrapuntal ve biçimsel karmaşıklığından zevk alırken, kitleler bu koro finalinin marş benzeri canlılığından ve sondaki “tüm insanlığa” çağrısından ilham almıştır.

Yaylı Çalgılar Dörtlüsü No. 14

Beethoven’ın Yaylı Çalgılar Dörtlüsü No. 14 1826’da çıkış yapmıştır. 40 dakika civarında, hiç ara vermeden çalınan yedi birbiriyle bağlantılı bölümden oluşur. Söylenenlere göre bu eser Beethoven’ın en sevdiği dörtlülerinden biridir. Bestecinin müzikal açıdan anlaşılması en zor eserlerindendir.

Beethoven ve Müziği
Beethoven ve Müziği

Beethoven’ın Ölümü

Beethoven 26 Mart 1827’de, geçirdiği post-hepatit karaciğer sirozundan dolayı hayatını kaybetmiştir. Vefat ettiğinde 56 yaşındadır. Otopsi sonrası Beethoven’ın işitme kaybının sebebi ile ilgili de kanıtlar bulunmuştur. Her ne kadar asabiyeti ve işitme kaybı damar hastalıklarına (hipertansiyon vb.) işaret etse de işitme kaybının aslında 1796’nın yaz aylarında geçirdiği tifüs hastalığı ile bir bağlantısı olabileceğini söyleyenler de vardır. Kafatasında yüksek miktarda kurşun olduğunu fark eden bilim adamları kurşun zehirlenmesinden dolayı da ölmüş olabileceğini söylemişlerdir. Fakat bu çok kabul görmüş bir teori değildir.

Beethoven’ın Mirası

Beethoven gelmiş geçmiş en iyi müzisyenlerdendir. Besteleri ile insan zekasının ve potansiyelinin mükemmel örneklerinden biri olmuştur. Müziğe katkıları ve sayısız eserleri, bir başka dalda yine en iyilerden sayılan William Shakespeare’in yazdığı oyunlarla İngiliz edebiyatına sağladığı katkı ile eşdeğerdir. Her şeyden öte, en sıradışı ve muazzam eserlerini kendi müziğini bile işitemezken bestelemiş olması insanüstü bir yaratıcı deha örneğidir. Sanat tarihinde bu duruma yakın belki de sadece John Milton’ın görme engelliyken Kayıp Cennet kitabını yazması gösterilebilir.

Kelimelerle arası hiçbir zaman iyi olmayan Beethoven için son günlerini Latin tiyatrolarının sonunda söylenen şu sözle özetlediği söylenilir:

“Plaudite, amici, comoedia finita est”

“Alkışlayın dostlarım, komedi sona erdi.”

Çeviren: Gevher Eylül Karboğa


Bunlar da ilginizi çekebilir

Alman Yazar ve Devlet Adamı, Johann Wolfgang von Goethe

Santiago Ramón y Cajal Kimdir? Hayatı Hakkında Her Şey

Daniel Bernoulli Kimdir? Daniel Bernoulli’nin Biyografisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

GIPHY App Key not set. Please check settings

One Comment

Antarktika

Antarktika Nerededir? Antarktika Nasıl Bir Yerdir?

Hafıza Deneyi

Yeni̇ Bir Araştırmaya Göre Hafıza Tamamen Doğru Bir Şeki̇lde Çalışmayabilir